İpek Öz Röportajı
27 Mayıs 2017 - 9:57 - 495 defa okundu
Yazar
Doğukan Dilber
Doğukan Dilber

İpek Öz, 8 Temmuz 1999 Antalya doğumlu. Ailesinin desteğiyle Antalya’da başladığı tenis serüveni İstanbul’da devam ediyor. Türk tenisinin gelecekte büyük beklenti içerisinde olduğu yıldız adayımız İpek Öz’ü, daha yakından tanımak amacıyla kendisiyle iletişime geçtik. Teklifimizi geri çevirmediler ve yoğun programları arasında bize vakit ayırdılar. 10-17 Aralık 2016 tarihleri arasında Ankara Tenis Kulübü kortlarında düzenlenen Büyükler Türkiye Kupası’nda hem teklerde hem çiftlerde zirveye çıkarak tüm dikkatleri üzerine çeken İpek Öz ile gerçekleştirdiğimiz ‘soru-cevap’tan satır başlarını okuyalım…

Tenise kaç yaşında başladın, seni bu spora kim yönlendirdi?
– Tenise beş yaşında başladım. Ailem tenisi çok sevdiği için beni tenise yönlendirmişler.

Hangi kulübe bağlısın, antrenörün var mı?
– Şu an antrenmanlarımı Koza Wos’ta devam ettiriyorum. Özel olarak antrenörüm yok.

Hem lise öğrenimini hem tenis antrenmanlarını nasıl bir arada devam ettiriyorsun, seni zorladığı oluyor mu?
– Aslında pek zor olduğu söylenemez. Çünkü okulum bu konuda bana çok yardımcı oluyor.

Antrenman programın nasıl? Günde kaç saat antrenman yapıyorsun?
– Haftada 6 gün antrenman yapıyorum. Gün içerisinde sabah 2, öğleden sonra 2 saat olmak üzere 4 saat tenis oynuyorum. 1 saat de fitness yapıyorum.

Junior klasmanında fazla turnuva oynamamanın sebebi var mı?
– İstanbul’a gelmeden önce tenise profesyonel olarak bakmıyordum belki de bu yüzden sponsorum yoktu. Junior turnuvalarının çoğunlukla yurt dışında olması ve maddi külfeti nedeniyle junior turnuvalarında yer almadım.

2017 kalanında programında hangi turnuvalar var, sıradaki turnuvan hangisi?
– Programım henüz tam olarak belli değil. Genellikle Türkiye’deki pro turnuvalarını oynayacağım. Sıradaki turnuvam 19 Haziran’da Kültürpark Tenis Kulübü’nde oynanacak olan İzmir 60K turnuvası.

İstanbul Cup senin için nasıl geçti, Kalinskaya maçında neler hissettin, maçtan iki puan uzaktaydın?
– İstanbul Cup kesinlikle benim için çok büyük bir tecrübeydi. İlk defa böyle bir seviyede turnuva oynadım ve iyi de oynadığımı düşünüyorum. Kalinskaya maçında inanılmaz heyecanlıydım, maça çok iyi başlayamadım. Sonra zaman geçtikçe alışmaya başladım ve kendime dedim ki ‘’yapmayı en çok sevdiğin şeyi yap.’’ O zaman tenisimi oynamaya başladım. Her şey çok güzel gidiyordu. Maç için servis atmıştım ama tecrübesizliğimden dolayı maçı bitiremedim.

Teniste idolün, örnek aldığın isim?
– İdolüm Nadal. Kendi oyunum da spin’e dayalı olduğu için onu örnek alıyorum.

Özellikle Ayla Aksu, Berfu Cengiz ve Melis Sezer ile aranızda güzel bir iletişim var, bu sana bir şeyler katıyor mu?
– Tenis bireysel bir spor. Ama bu demek değil ki arkadaşlarımız olamaz. Birlikte antrenman yapıyoruz. Ailemden çok onları görüyorum. Turnuvalara gittiğimizde birbirimizi destekliyoruz. Kort dışında arkadaşlarınızın sizi desteklemesi çok güzel bir şey.

Hangi takımı tutuyorsun, tenis dışında hangi sporları izlersin?
– Koyu bir Galatasaray taraftarıyım. Futbol ve basketbol izlemeyi çok severim.

Sponsorun var mı, federasyondan destek alıyor musun?
– Sponsorum Garanti Koza ve Wilson. Federasyonun desteği var ama maalesef pek yeterli değil.

2017 yılına WTA 1181 numarası olarak başladın, bu hafta 947 numarasın, haftaya ilk 900’ün kıyısında olacaksın. 2017 için sıralama beklentin nedir?
– Hedefim bu seneyi en iyi şekilde ve en yüksek sıralamada tamamlamak.

Tenis kariyerin açısından en büyük hayalin nedir?
– Grand Slam şampiyonluğu yaşamak en büyük hayalim.

Grand Slam’ler hakkında ne düşünüyorsun, oynamak istediğin favori Grand Slam ve en çok katılmak istediğin WTA turnuvası hangisi?
– En sevdiğim Grand Slam turnuvası Roland Garros. Favori zeminim toprak çünkü. En çok katılmak istediğim WTA turnuvası yok aslında. WTA turnuvalarının hepsini oynamak isterim.

Kadın tenisinin şifresi “güçlü servis oyunu” olabilir mi? Bir şekilde servis kırılıyor, servis oyununa tutunmak maçların anahtarı olabilir mi? Bunun üzerine daha çok gitmeyi düşünüyor musun?
– Herkes erkek tenisinde servisin çok önemli olduğunu söylüyor ama bence kadın tenisinde de öyle. Eğer bir kadın tenisçinin servisi çok güçlüyse maçlarda çok fark yaratabilir. Servisimi tabii ki geliştirmek istiyorum. Bence güçlü servis demek daha öz güvenli tenis demek.

Profesyonelliğe adım atmış bir sporcu olarak, ülkemizde tenis sporunun gelişmesi için sence neler yapılmalı? Tenise başlayan çocuklara veya yaşıtlarına tavsiyen var mı?
– Bence altyapılara daha çok önem verilmeli. Antrenör çok önemli, antrenörlere daha iyi eğitim verilmeli ve malzeme temini konusunda federasyonun ya da bakanlığın desteklemesi lazım. Tenise yeni başlayanlara tavsiyem önce tenisi çok sevmeleri gerekiyor, sonra çok çalışmaları ve sabırlı olmaları. Gerisi zaten gelecektir. Tenis bireysel bir spor ve tamamen sabır işi.

Facebook

Röportajlar

Köşe Yazıları

Foto Galeri