Zamanı Ölçü Kabul Etmeyen Bir Spor Klasiği
12 Nisan 2017 - 16:52 - 81 defa okundu
Yazar
Muhabirin Köşesi
Muhabirin Köşesi

17 günlük büyük serüven başladığında kimse tarihin unutulmaz spor olaylarından birine tanıklık edeceğini tahmin etmiyordu. Ne son iki yılın şampiyonu Steve Davis ne de turnuvaya 11. sıradan katılan Dennis Taylor…

Kaya gibi sağlam oyunu ve dokunduğu her şeyi altına dönüştüren sportif yeteneği sayesinde altın külçesi anlamına gelen “The Nugget” lakabını alan Steve Davis, 1985 Dünya Snooker Şampiyonası’nın ilk turunu zorlanarak geçti. Sonraki turlarda alışıldık şekilde kusursuza yakın oyunlar sergileyerek finale rahatlıkla ulaştı. Rakibi ise çeyrek finalde Cliff Thorburn’ü 13-5, yarı finalde de Tony Knowles’u 16-5’lik skorlarla geçerek büyük bir sürprize imza atan ve 90’lı yıllarda Türk pop müziğine damga vuran Barbaros Hayrettin’in gözlüklerini anımsatan devasa gözlükleriyle nam salmış Dennis Taylor oldu.

Snooker, o dönem altın çağını yaşıyordu ve İngiltere’de futboldan sonraki en popüler spordu. 35 frame üzerinden oynanan ve iki güne yayılan final maçı için Sheffield kentindeki Crucible Tiyatrosu’nu dolduran seyirciler ve ekran başına geçen milyonlar için her şey gayet sıradan başlamıştı. Snooker robotu harekete geçmiş, yeşil çuha üzerindeki topları hızla süpürüyordu. Masa etrafında âdeta dans eden Davis, göz açıp kapayıncaya kadar 8-0’lık üstünlüğü ele geçirmişti. Davis maçtan sonra verdiği bir röportajda durumu şöyle açıklıyor: “8-0 öne geçtiğimde Taylor topları cebe yollamayı bırakın, tebeşiriyle istekasının ucunu bulabilecek durumda değildi!”

Dokuzuncu frame yine beklenen şekilde başlamıştı, ancak Davis’in “Kariyerimde tekrar oynamak isteyeceğim tek bir vuruş olsa, bu vuruş olurdu.” dediği ve yeşil topu kaçırdığı pozisyon sonrasında maçın seyri birden değişti. 9-0’ın eşiğine gelen Taylor, sadece ilk frame’ini değil, aynı zamanda kendisini finale taşıyan oyununu ve özgüvenini geri kazandı. Taylor, yakaladığı ivme ile finalin ilk gününü 9-7’lik skorla kapatmayı başardı.

Finalin ikinci ve son gününde moral avantajı artık Taylor’a geçmişti. Davis, gece boyunca kâbuslar görerek uyanırken, Taylor’sa kısa zaman önce kaybettiği annesinden ilham alarak kendini yeniden maçın içinde hissetmeye başlamıştı. Tansiyonun ve basit hataların giderek arttığı üçüncü seans sonunda Davis iki frame’lik avantajını korudu ve son seansa 15-13’lük üstünlükle girdi.

Taylor, son seansın ilk iki frame’ini kazanarak durumu eşitlese de, Davis ona cevap vermekte gecikmedi ve 17-15’lik üstünlüğe ulaştı. Artık Steve Davis’in dünya şampiyonu olmak için tek bir frame’e ihtiyacı vardı. 33. frame’de her iki oyuncu da adeta frame’i birbirlerine hediye edercesine garip hatalar yaptı, ancak son gülen Taylor oldu. Bir sonraki frame’i de kazanan Taylor 17-17 ile durumu eşitledi ve başladığında pek vaatkâr görünmeyen final karar frame’ine kadar uzayarak heyecanı tepe noktasına çıkardı.

Son frame başladığında 18.5 milyon kişi (BBC2’nin hâlâ kırılmayan kendi rekoru) televizyonları başında nefesini tuttu. Psikolojik baskının ve yorgunluğun tavan yaptığı finalde artık oyuncular sıra kendilerine geldiğinde sandalyeden kalkmak için bile dakikalar harcar hâle gelmişlerdi. Güvenli vuruşlarla başlayan karar frame’inde yarım saat geçildiğinde Taylor 30-24 öndeydi. Gerilen sinirlerle birlikte rakibini hataya zorlamaya çalışan oyuncular maçı kedi-fare oyununa dönüştürdü. Taylor’ın hatasıyla masaya tekrar gelen Davis yaptığı küçük seriyle 53-44 öne geçti. Artık her vuruş öncesinde su içme ve isteka ve el silme ritüelleri tekrarlanır olmuştu. Masadaki tüm kırmızılar temizlendi ve Davis şansının da yardımıyla yeşil topu cebe göndererek 62-44 öne geçti. Oyuncular toplam dört denemede kahverengi topu cebe gönderemedi. Taylor bir şans daha yakaladı ve skoru 62-59’a getirdi. Artık tek bir top kalmıştı. Son frame’e kadar uzanan maçta kaderi belirleyecek son siyah top…

Taylor vuruşunu yapmadan önce kupaya bir öpücük kondurdu. Kendine güvenerek masaya geldi, orta cebe bir duble denedi, ama potu kaçırdı. Davis’in güvenli vuruşundan sonra Taylor pek de akıl kârı olmayan bir deneme daha yaptı, ama şansının yardımıyla pozisyon bırakmadı. Üçüncü denemede de başarısız olan Taylor, artık her şeyin bittiğini düşünüyordu. Davis uygun pozisyondaki son siyahı cebe atmak için masaya eğildi, ama inanılmaz bir hata yaparak topu fazla kesti ve potu kaçırdı. Artık Davis bir şans daha bulamayacağına emindi. Taylor masaya geldi ve kaçırılması zor potu yaparak istekasını başının üzerine kaldırdı ve unutulmaz sevinç gösterisini gerçekleştirdi. Finale yakışır şekilde 68 dakika süren karar frame’iyle birlikte, son topa kadar frame üstünlüğünü hiç ele geçiremeyen Dennis Taylor maçı 18-17 kazanarak dünya şampiyonu oldu.

32. yılını dolduran bu maç sadece snooker tarihinin en unutulmaz finali değil, aynı zamanda tarihin en görkemli spor olaylarından biri olarak hatırlanmaya devam ediyor. 15 Nisan’da başlayacak 2017 Dünya Snooker Şampiyonası ve gelecek şampiyonalarda benzeri heyecanları yaşamak ve tarihe tanıklık etmek umuduyla…

Yazar: Ozan Pala

Facebook

Röportajlar

Köşe Yazıları

Foto Galeri